Umut Keçer, Umut Yazıları

Mafya, çürüme ve katliam siyaseti – Umut Keçer


Bir süredir Türkiye rejiminin içsel bir krizin etkilerini daha kapsamlı bir şekilde hissettiği tespitini yapmak önemli bir yerde durmaktadır. Özellikle Sedat Peker meselesi ile birlikte devlet-mafya-siyaset ilişkisinin boyutları toplumda büyük bir infial yaratmış durumdadır. Milyon dolarlar havada uçuşmakta, devlet içerisinde mafya ile kurulan ilişkiler ve devletin önemli mevkilerinde bulunan isimlerin aldığı rüşvetler gerçekten ciddi miktarlara tekabül etmektedir. Esasında Sedat Peker’in itirafları herkesin bildiğinin ve sokakta konuştuğunun bizzat bu çarkın içinde bulunan biri tarafından somut delilleriyle yüksek sesle ifade edilmesidir.

Devlet kurumunun mafya ve uyuşturucu kaçakçılarıyla girdiği derin ilişki içinde bulunduğumuz tarihsel dönemde kapitalist devletin yönelimden bağımsız düşünülemez. AKP-MHP faşist devleti tarihin en acımasız ve kuralsız savaşını Türkiye ve Kürdistan halkına karşı yürütmektedir. Devletin bütün olanakları kullanılarak kirli savaş acımasız bir şekilde yürütülmekte ve sonuçları itibarıyla bu kirli savaşı yürütme ısrarıyla boğazına kadar pisliğe batmış bir devlet-siyaset-mafya ilişkisi ağı gözler önüne serilmektedir.

Kürdistan’da yürütülen işgal siyaseti ve savaşın devasal maliyeti faşist iktidarı kolay para kazanma yöntemleriyle bu savaşı finansa etmeye itmektedir. Aynı zamanda Türkiye halkına dönük olarak ülkeyi bir halklar hapishanesine çeviren bir pratik kendini göstermektedir. Kirli savaşın yürütülmesi işçi sınıfı ve emekçilerin yaşamında da büyük bir yük haline gelmiş bulunmaktadır.

Bu koşullar altında faşist rejim cephesinde ortaya çıkan ifşaları ve kirli ilişkileri aslında bir çözülme sürecinin işareti olarak okumak doğru olacaktır. Faşist rejim özellikle 2015 yılından itibaren başlattığı kirli savaş ve faşist rejimin tahkimatı meselesinde büyük bir açmaz içine girmiş bulunmaktadır. Ekonomik kriz derinleştikçe yaşam işçi ve emekçiler için daha acımasız bir hal almış bulunmaktadır.

Rejim burada baskı politikalarını daha da derinleştirerek süreci sürdürme siyaseti yürütmektedir. Sokağa çıkan ve muhalefet eden toplumsal muhalefeti sindirme siyaseti yürüten faşist rejim bu temelde kendi halkına dönük olarak kapsamlı bir baskı siyaseti uygulamaktadır. Son olarak HDP İzmir İl örgütüne yapılan saldırı ve Deniz Poyraz’ın katledilmesi böylesi bir mantığın sonucudur. Sokakta toplumsal muhalefeti durdurmak isteyen iktidar baskı ve saldırıda yeni bir düzeye ilerlemektedir. Bir yanda HDP’ye kapatma davası açılırken diğer yanda Deniz Poyraz katledilmektedir. Bizzat iktidarın küçük ortağı MHP Başkanı Devlet Bahçeli katliamı savunmaktadır.

Bütün bu gelişmeler aslında Faşist rejimin bizzat devlet politikası olarak katliamları sürdürdüğünü göstermektedir. Ulaslararası alanda ABD eksenine keskin bir dönüş yapma eğiliminde olan iktidar iç politikada tamamen dikensiz gül bahçesi yaratma siyaseti yürütmektedir. HDP’ye dönük silahlı saldırı bundan bir kaç hafta önce Cumhurbaşkanı’nın belirttiği daha neler göreceksiniz sözünden bağımsız değildir.

En genel anlamıyla sınıf mücadelesinin keskinleştiği bir tarihsel dönem içerisindeyiz. Faşist iktidarın saldırıları karşısında geri çekilme ve sokağı terketme eğilimi toplumsal muhalefetin yapacağı en büyük hata olacaktır. Bu politika faşist rejimin dikensiz gül bahçesi yaratma politikasına hizmet edecektir.

Mücadelenin sertleşeceği ve faşist iktidarın geleceğinin belirleneceği bir mücadele dönemine giriyoruz. Birleşik devrim güçlerinin atacakları her kararlı mücadele adımı önemli bir güç ve enerji yaratacaktır. Faşist saldırılar karşısında sokağı derketmeyen ve kitle mücadelesini yükselten bir mücadele hattı zorunludur. Aynı zamanda faşist katliam saldırıları karşısında güçlü karşı eylemler faşist saldırılarını geri püskürtmek için zorunluluktur. Faşist çeteler katliamlar gerçekleştirirken bu durumu geçici bir dönem olarak görmek ve genel geçer muhalefet söylemleriyle süreci açıklama yapılacak en büyük yanlışlardan biri olacaktır.

Faşist iktidar halka dönük savaşında düzeyi yükseltmiş durumdadır. Deniz Poyraz’ın katliamı toplumsal muhalefet hareketini ezmeye dönük önemli bir sürecin işaret fişeğidir. Bunun karşısında birleşik devrim güçlerinin etkili ve güçlü mukavemeti faşizmin planlarını bozacaktır.

Bu yönüyle çelişkilerin derinleşeceği ve mücadelenin yükseleceği bir döneme giriyoruz. Sürecin ihtiyaçlarına cevap veren kazanacaktır. Bu temelde birleşik devrim güçlerine tarihsel bir sorumluluk düşmektedir. Faşizmi yıkma özgürlüğü kazanma kararlılığıyla mücadelenin çizgisini ileriye taşıdıkça faşizm küçülecek mücademiz büyüyecektir.

Paylaşın