Gündem, Umut Keçer, Umut Yazıları

1 Mayıs 2021 umut verici geçti – Umut Keçer

Türkiye ve Kuzey Kürdistan açısından 1 Mayıs eylemlerinin örgütlenme süreci coğrafyadaki sınıf mücadelesi konseptinin izdüşümüdür. Bu bakış açısıyla değerlendirirsek 2021 1 Mayıs’ı faşist rejimle işçi sınıfı başta olmak üzere ezilen kesimlerin arasındaki çelişkilerinin derinleştiği bir konjonktürde gerçekleşti.

Faşist iktidar pandemi koşullarını bahane ederek 1 Mayıs’ı yasakladı. Temel yaklaşımı ülkedeki sınıf çelişkilerinin geldiği gerginliğin 1 Mayıs alanlarına yansımamasıydı. Bu yönüyle olağanüstü koşullarda gerçekleşen bir 1 Mayıs süreci yaşadık. Faşist iktidar sokağa çıkma yasağı, pandemi ve para cezası gibi yıldırma yöntemiyle 1 Mayıs 2021’in sönük bir şekilde geçmesi için bütün imkanlarını seferber etti.

Bütün bu olumsuz tablo içerisinde Taksim başta olmak üzere 1 Mayıs’a çıkma ısrarı ve devrimci duruşu oldukça önemli ve umut vericidir. Her şeyden önce faşizmin yasakları ve engelleme çabaları Taksim 1 Mayıs ısrarıyla fiilen boşa düşmüştür. Birçok küçük grup tarafından gün içerisinde birçok defa 1 Mayıs alanı zorlanmıştır. Gözaltına alınma ve işkencelere rağmen kararlı bir duruşla 1 Mayıs alanı ve 1 Mayıs’ta katledilip ölümsüzleşenlerin hatıraları sahiplenilmiştir. İlave olarak faşist rejimin bütün kara propagandalarına rağmen Türkiye’nin birçok yerinde 1 Mayıs’a çıkma ısrarı kendini pratikleştirmiştir.

Birleşik Mücadele Güçleri de 1 Mayıs alanında etkili bir şekilde yer almış ve faşizmin yasaklarını tanımayan duruşuyla önemli bir duruş sergilemiştir. 250’ye yakın devrimci 1 Mayıs alanına çıkmak istediği için gözaltına alınmıştır. Milyonlarca işçi ve emekçi alanlara çıkan insanlara destek vermiş, evlerinden işkence ile 1 Mayıs’ın yasaklanmasına tavır geliştirmiştir. İstanbul’un yoksul emekçi mahallelerinde Taksim ısrarını destekleyen nitelikte eylemler örgütlenmiştir. Bu yönüyle 1 Mayıs günü faşist iktidar sokağa çıkma yasağıyla yetinmeyerek olağanüstü önlemler alarak aslında çaresizliğini göstermiştir. Bütün İstanbul ve devrimcilerin olduğu her mahallede 1 Mayıs coşkusu kendini hissettirmiştir. Aynı zamanda kitle hareketinin gelişimi ve tabandan gelen basınç Birleşik Mücadele Güçleri dışında birçok sosyalist örgütlenmeyi de 1 Mayıs alanına çıkma konusunda teşvik etmiştir. Bu yönüyle kitle hareketinin gelişimi ve tabandan gelen basınç da devrimci mücadelede ısrar eden güçlerin lehinedir.

Faşist iktidar tam da bu noktada Kürdistan’da başlattığı askeri operasyonlarla ve işgal saldırılarını genişleterek Türkiye cephesinde gelişecek toplumsal muhalefeti silikleştirmek istemektedir. Bu yönüyle Türkiye ve Kürdistan devrimi güçlerinin birleşik mücadelesinin önemi bir kez daha kendisini güçlü bir şekilde hissettirmektedir. Faşizmin askeri açıdan başarısız olması aynı zamanda ülke içerisinde toplumsal muhalefete güç verecektir. Faşizm, Kürt Özgürlük Hareketi’ni yenilgiye uğratırsa Türkiye toplumsal muhalefetine çok daha sert saldıracaktır. Ancak başarısız olduğu koşulda iktidarının meşruiyetini daha güçlü bir şekilde kaybedecektir.

Bu yönüyle 1 Mayıs alanlarına çıkmak ve sınıf siyasetinde ısrar önemli ve değerlidir. Birleşik Mücadele Güçleri’nin örgütlenmesi ve gelişmesi aynı zamanda Türkiye cephesinde faşist iktidara karşı devrimci kitle faaliyetinin gelişip güçlenmesi anlamına gelecektir. Bu yönüyle birbirinden bağımsız şekilde var olan direniş dinamikleri birbirleriyle etkileşime girerek daha da güçlenecek ve faşizmin sonunu hızlandıracaktır.

Dünya ve bölge çapında bütün gelişmeler faşist iktidarın aleyhine gelişmektedir. Ekonomik gelişmeler faşizmin kitle desteğini her geçen gün daha güçlü bir şekilde azaltmaktadır. Bu koşullar altında savaş ve işgal politikalarında başarısız olacak bir iktidarın çözülmesi hızlanacaktır. Gerillanın direnişi, kentlerde adım adım gelişen milis eylemleri ve devrimci kitle faaliyeti bir bütün olarak faşizme karşı kapsamlı bir birleşik devrim mücadelesinin gelişmekte olduğuna işaret etmektedir. Bu mücadelenin güçlenmesi ve gelişmesi için faşizme karşı mücadelenin mümkün olan en geniş kitleselliğe ulaşmasının kritik önemi vardır. Bu da birbirinden bağımsız olarak gelişen kitle direniş hareketlerinin ortak bir mücadele potasında birleşmesi ve bu birleşmenin de sistemin çizdiği sınırları aşmasıyla mümkün olacaktır.

2021 1 Mayıs’ı umut verici geçmiştir. Faşizmin yasakları tanınmamış ve 1 Mayıs alanında olunmuştur. Şimdi bu enerjiyle faşizme karşı birleşik mücadeleyi daha yükseltme zamanıdır.

Paylaşın